Arşivler
etiketler
Arthur Adamov ağ ağ sanatı beat kuşağı bilgi ve iletişim teknolojileri büyük oyun edebiyat ekonomi enformasyon flux-language Gérard de Nerval gösteri toplumu göçebe Hacker hacking intermedia intermezzo işlemsel sanat John Cage Joseph Sima karşı-kültür le grand jeu matrix memetics muhalefet net art network performans sanatı politika post-human René Daumal rhizome Rimbaud Roger Gilbert-Lecomte Roger Vailland Sanat semantik gerilla sistem techne teknoloji viral kültür virüs William Burroughs yönetişim şebeke
Etiket Arşivi: ağ
(Sanat Dünyamız, S: 67, Yıl: 1998, “Dosya: Performans”, sf. 197-201.)
[Oldukça "eski" olan bu yazıyı yeniden yayımlıyorum, çünkü hem performans sanatı konusunda hala yeterince söylem üretilmiş değil hem de yazıda sergilediğim yönelim hala tazeliğini koruyor.]
Daha fazla »
rh+ Sanart, Eylül 2008, S: 54, sf. 20-25
Hareket halinde bir ‘plastik’, kaygan, çoğulluklar arasında kayan çoğul bir dil, kurallarıyla değil değişkenliğiyle belirlenen ‘intermedial’ bir gramer… ‘Düşünceyi harekete geçirmek’ için, intermedial bir (plastik) grameri sürekli, her defasında başka bir tarzda yeniden keşfeden, sistemleşmiş olmayı umursamayan düşünceyi eyleme dökerek sürekli tecrübe eden bir dil, bir sanat… Terimin durağan anlamını içinden mayınlayan canlı bir “plastik”. Eylemde… Kuvvesinin farkında bir “fiil”. Düşünceyi hayati bir hakikat duyumuyla tecrübe eden bir “sanatsal” ifade… Başarı ya da sonuç gibi ölçütlerle iş görmeyen, tecrübeyi göze alan, eski tekerlek izlerinin kolaylığını bir yana bırakıp kendi açtığı yolda ilerleyen; yolunu yürürken, yolda kuran bir “göçebe” (sanat, politika, ekonomi, kültür)… Geçtiği yere temiz hava dolar. Arada olup, aradan geçerek, ikilemlerden kurtulup, kendi göçebe “yer”ini, “yersizyurdsuzlaşma vektörleri” ve arzuyla belirlenen “kaçış çizgileri” üzerinde kuran göçebe bir diller çoğulluğu…
Göçebe kalın… Ağa girin ve hayaletle etkileşin…
Est&Non, Sayı:6, Ekim-Kasım 2000
Bu artık bizim dünyamız…elektronun ve devre anahtarlarının dünyası… saniyede akıp giden veri birimlerinin güzelliği. Çıkar peşinde koşuşan açgözlülerin elinde olmasaydı son derece ucuz olabilecek, zaten mevcut olan bir hizmeti para ödemeden kullanıyoruz. Keşfe çıkıyoruz… ve sen bize suçlu diyorsun. Bilgiyi arıyoruz… ve sen bize suçlu diyorsun. Bizim ten rengimiz, milliyetimiz, dinsel bağlantılarımız yok… ve sen bize suçlu diyorsun. Sen atom bombaları yapıyor, para için savaşlar çıkarıyor, öldürüyor, hile yapıyor ve bizi bütün bunları kendi iyiliğimiz için yaptığına inandırmaya çalışarak yalan söylüyorsun… hala biz suçluyuz. Evet ben suçluyum. Suçum merak.
The Mentor (1)
“Bu eylemi müzik endüstrisinin çıkarlarının, toplumun ve müzisyenlerin çıkarlarıyla uyuşmadığını , endüstrinin toplumun çıkarlarına aykırı hareket ettiğini göstermek ve bir kamuoyu bilinci oluşturabilmek için yaptık.